7 Ekim 2011 Cuma


          Ne çok seviyorum yalın ve kolay olanı. Kolaymış gibi görüneni. Konuş ki şadırvan serinliğiyle örtünebiliyim. Yaz ki ırmakları dinleyeyim.
          Zarifoğlu günlüğüne "ne çok acı var" diye başlamış ve böyle yalın bir başlangıçtan sonra sağnakları çağırmış. "Kaç kez söylemiştim trene kadar gelmesi gerekmiyor diye." Yaşamak'ta bir bölüm başlıyor, yağ gibi akıyor cümleler, suhunet eksi yirmi, trenin ışıkları yanmıyor (aküler yolda dolacakmış) birkaç ağaç pürdikkat bir beyazlığın ortasında kemikleşmiş. Yazar arada bir daha önce böyle büyüğünü görmemiştim diyerek okuyucuyu hazırlıyor, okuyucunun uğrayacağı şokun uzun sürmemesi anlamında. Ve metin bittiğinde yine de size olan oluyor. "Ve o zaman daha önce hiç bu kadar büyüğünü görmediğimi düşündüm: yalnızlığın."

4 Ekim 2011 Salı

Sustuklarım Büyüyor İçimde...


Sustum
Suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim!
Musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum!
Konuşmalara küstüm! Gemilerim artık kendime yol alıyor.
Her zaman her yerde her istenileni anlatamıyorum.
Kime neyi nasıl ispatlayacaksın! o halde suskunluğun elini tutuyorum.
Merhem tutmaz öyle yaralarım var ki! Konuşamıyorum…
İçime atıp susuyorum.
Kurşun geçmez şartlanmış beyinlere söz geçiremiyorum.
Sayfalarca susuyorum.
Kelimelerimin dinlenmeye en çok muhtaç olduğu anlarda
Beni anlayacak bana derman olacak birini aradığımda
O çok (boş) konuşanlar kaçıyor.
Sokağımın gece yarısı suskunluğa terk edildiği gibi
Bende yüreğimi suskunluğun kucağına bırakıyorum
Konuştuğum zaman mahkûm
Sustuğum zaman zanlı muamelesi görüyorum.
Ne yapacaksın kime gideceksin…
Anlamsız konuşmalardan kendime sığınıyorum
Zor olanı tercih ettim sustum…
Boğazıma dizilmiş sözcükleri söylemeden haykıramadan içime atarak…
Bir bilseler susan birinin gözlerinde çuvallar dolusu kelime olduğunu
Ve yine bir bilseler söz tükenmişse en güzel cevabın susmak olduğunu…
Tarif edemediğim acıları
Hayal kırıklıklarımı susuşlarımla örtüyorum.
Yüreğimin en ücra köşelerine inen zehirli oklardan
Canım çok yandı!
Konuşursam;
Kırmaktan kırılmaktan
Gözyaşlarımı tutamamaktan
Kelimeleri yan yana getirememekten
Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum.
Geri alınmayacak kelimeler adına; ağzımın sürgüsünü çektim!
Şuan boğazımda düğümlenen kelimeleri çarmıha germekle meşgulüm
Sustum…
Ben sustukça suskunluğumun üstüne düşman gibi sözcükler yağsa da
İncitseler de beni artık vakit susma vaktidir
Korkup kaçtı
Suçunu kabul etti
Haksız olduğunu kabullendi diyecekler…
Desinler… Dudağım mühürlü!
Duygularım susuşlarımda saklı kalacak.
Yıllardır biriktirdiğim hiç kullanılmamış kelimelerimi
Devren satılığa çıkarıyorum. İlan verdim!
Alan olmazsa kalbimin morgunda biriktireceğim...
Sahi her susan haksız mıdır?
Belki de her Suskunluğun arka planında ciltler dolusu anlamlar vardır.
Kim bilir!
Ve bir gün Söylenmemiş cümlelerimi zulama koyup gideceğim bu şehirden
Varsın kaçtı desinler…
Susacağım!
Derin denizleri her rüzgâr dalgalandıramaz…


.....YAŞADIMMM....YAŞIORUMMM.....


 Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? 
 Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
 Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? 
 ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
 Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? 
 Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
 Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? 
 Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
 Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? 
 Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
 Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? 
 Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
 Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? 
 Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
 Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? 
 Nereden bileceksin? 
 Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
 Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
 Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
 Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...
 Can YÜCEL

3 Ekim 2011 Pazartesi

HANGİLERİMİZ DAHA HUZURLU

‎            4 saattir yürüdüm neredeyse…hava serinledi..üşüdüm dedim..tam sokağın başına geldim..mesleki tanımlaması nasıl yapılır bilmiyorum..kağıt toplayan çocuklardan vardı iki tane..koca koca çuvalları koydukları el arabalarını yanyana çekmişler, sohbet ediyorlardı..Akşam 21′di..ve onlar ekmeklerinin derdindeydiler..çok çok kızdım kendime..mesele kazanmaksa böyle de kazanılıyor evlat..ben sıcacık evime girdim..halimize çok şükür..en kötü günüm böyle olsun..sokakta hiç homurdanmış mıdır bilmem haline, ama bizimki kadar olduğunu sanmam..
Karşımda internet, elimde iyisinden telefon, deniz kıyısında hava alıp gelmişim..sıcak kahvem..kitaplarım..herşeye çok şükür..daha daha iyileri de olur inşallah..kötülerini de gördük ki..yaşayanlardan olmak da var..umarım herkes en iyisini yaşar..homurdanıyoruz..benim arabam yok, saatim yok, çantam yok..spor ayakkabım yok..yok yok yok…e o çocuklar ne yapsın..akşamın bu saatinde leş gibi kokan çöplerden sağlıklarını çöpe atıp yerine topladıkların kağıtları, üç-beş kuruş biriktirip aldıkları cep telefonları ve samimi sohbetleri var..biz herşeyin içinde ettiğimiz sohbetlerin altında üstünde birşeyler arayıp duruyoruz..acaba hangilerimiz daha huzurlu ?..

Seni yerlerde göklerde bulamazlarken Bende gizli olduğunu sezenler olmuş Umudummuymuşsun yüreğimde.. Kımıl kımılmışsın bileklerimde?

Kelimeler her şeyi anlatır.. Ama her şeyi yaşatmaz..

Kelimeler her şeyi anlatır.. Ama her şeyi yaşatmaz..

Bazen ben bile yabancı olurken kendime sana nasıl anlatırım ki beni.. 



Neşeliyim diyecğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin..

Espriliyim diyecğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin..

Özgürüm diyecğim, belki tutsaklıklarımda yakalayacaksın beni..

Kendimi anlatıpta bir kalıba sığdırmak istemem ... Ben şuyum dypte yalancı çıkmak istemem....